22 Temmuz 2017 Cumartesi  Ada, 42 bin adrese ulaştı 12:29  İç pazardaki kırılganlık Gigant’ı ihracata yöneltti 12:25  Baran Mutfak, Naskoni ile her kesime hitap edecek 12:21  Sürmeneli, seri üretime geçmeye hazırlanıyor 12:20  Elit, Türkiye de akıllı klozeti yaygınlaştıracak  12:16  İnoksan Diyarbakır da  12:14  BSH, ürün başına tüketilen su miktarını % 66 azaltıyor 12:12  Denpa Endüstriyel, İnoksan’la yüzde 30 büyüyecek 12:10  Şaypa, 50inci mağazasını Altınşehir de açtı 12:08  Seçkin Onur, elektronik distribütör oldu 12:07  
 Çok Okunanlar
 
 Çok Yorumlananlar
 


  
 İstatistikler
Aktif : 1
Dün : 40
Bugün : 18
Top.Tekil : 12626
Top.Çoğul : 287949
Yazara Ait Tüm Yazılar
  Yasemin Çongar

          sdfs@sadsds.net
         DEVLETİN SİLAHIYLA KATLİAM...
Bu topraklarda, hayatın insanların kara gözlerine yerleşmiş meşakkati ölçüsünde kolay görünüyor ölüm.

Katliam sonrası, Mazıdağı’ndan gelen fotoğraflara bakıyoruz.

Haykıran bir acı, ağulu bir hüzün var her birinde.

Associated Press

ajansından İbrahim Usta, asıl adı “Kertê” olan Bilge Köyü’nde,
katliamın dokuz yaşındaki tanığı Yusuf Çelebi’yi objektifiyle
yakalamış.

“Kurşunlamaları duyunca kaçtım” diyor...

Sözlerini okumasanız da, Yusuf’un gözlerini okuyorsunuz.

Korku ve öfke cisimleşmiş o gözlerde; onlar artık bir “çocuğun” gözleri değil.

İbrahim
Usta’nın bir başka karesinde, başlarında bembeyaz örtüleriyle, yemyeşil
bir çayırın ortasına çöküvermiş kadınların yaktığı ağıtı işitmeniz
mümkün.

Sonra bölgedeki muhabirlerimizden İbrahim Sincar’ın notları geliyor yazı işleri masasına:

“Kadınların feryadı, köye 500 metre uzaklıkta, gazetecilerin bulunduğu alana kadar ulaştı.”

Anadolu Ajansı
’ndan Nail Kadirhan’ın çektiği fotoğrafta ise yaşlı yorgun elini ağzına götürmüş boşluğa bakıyor Sultan Çelebi.

Boş bakıyor, bomboş bakıyor.

O boşlukta, bir gecede katledilen iki oğlunu, iki kızını, üç gelinini, bir torununu görüyor belki.

***

Çeyrek yüzyıldır süren savaş, bir silah diyarına dönüştürdü bölgeyi.

Namlular hep yakınınızda; ölüm hep yakınınızda.

Kertê’de 44 can alan katliam, aile içi bir husumetle açıklanıyor.

Daha doğrusu, açıklanmıyor.

Çelebi ailesinin mensuplarıyla konuşuyor arkadaşlarımız; bölgenin milletvekillerini dinliyor.

Hepsinin isyanı aynı, hepsinin isyanı haklı:

“Bizim böyle bir töremiz yok.”

Bu, bir töre katliamı değil.

Bu
katliam, dokusu çeyrek yüzyıllık savaşla parçalanmış, değerleri o
savaşın silahlarıyla delik deşik edilmiş bir bölgenin devletin de
katkısıyla yaratılmış kaderi...

Ölenlerin çoğu gibi, öldürenlerin de korucu olduğunu öğreniyoruz.

Ellerindeki silahları devlet vermiş.

“Köylüye
Kalaşnikof, Bixi dağıtırsanız sonuç bu olur,” diyor DTP Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan, “husumetli taraflara silah verdiğinizde,
bunun birbirlerine karşı kullanılamayacağı garantisi yok.”

Hasip Kaplan haksız mı?

Yine
DTP’li Aysel Tuğluk, 17 Ekim 2008’de İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a
verdiği soru önergesinde, “Koruculuk, aynı ailenin bireylerini
birbirine hasım, aynı köyde oturanları birbirine düşman, aynı
coğrafyada yaşayanları birbirinin katili yapmıştır” diyordu.

Aysel Tuğluk haksız mı?

***

Kertê Katliamı’nı kan davasıyla, kız davasıyla, mal davasıyla açıklarsanız, açıklamış olmazsınız.

Namaza
duran erkekleri yaylım ateşine tutan; kadınların, kızların, çoğu 10
yaşının altında, biri daha yürümeyi bile öğrenmemiş çocukların üzerine
kurşun yağdıran bir vahşeti, “intikam” diye açıklarsanız, o intikamı
mümkün kılan koşulları da, o vahşetin niye önlenemediğini de
anlayamazsınız.

Devletin bazen suçlarına göz yumarak, bazen de
açıkça suça iterek “dokunulmaz” olduklarına inandırdığı korucuların
bölgede yasanın değil, “yasa dışılığın” temsilcileri haline geldiğini
görmeden, Kertê Katliamı’nın büyük resmini göremezsiniz.

Yirmi
dört yılını dolduran koruculuk sistemini düzenleyen kanun maddesindeki,
“Köy sınırı içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için köy
korucuları bulundurulur” ifadesi zehirli bir şakadan başka nedir ki
bugün?

Bu soruyu sormadan ve dürüstçe cevaplamadan “devlet gibi” devlet olamazsınız.

Koruculuk sisteminin lağvedilmesini gündeme almadan, aksine yeni korucu kadroları ihdas ederek bölgede barışı kuramazsınız.

Mazıdağlı çocukların gözlerindeki yetişkin öfkeyi de silemezsiniz o zaman...

Mazıdağlı ninelerin bakışlarındaki doldurulması imkânsız boşluğa bakar dururuz hep birlikte.
2009-05-28 Bu yazı  3643  kere okundu Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:

Devletin silahıyla katliam...
Atatürk, Tanrı, Gülsüm vesaire...
YORUMLAR
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
TicariTanitim.Com / Güncel Haber Portalı